Çağımızın İyi Oluş Arayışına Yanıt: Felsefi Danışmanlık

Author :  

Year-Number: 2025-2
Publication Date: 2025-12-29 19:27:03.0
Language : Türkçe
Subject : Felsefi Danışmanlık Teorileri
Number of pages: 31-51
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Antik çağlardan günümüze insanın peşinde olduğu en temel arayışlar “iyi” kavramı bağlamında şekillenir. “İyi” farklı dönemlerde erdem, doğa, toplum, Tanrı gibi farklı kavramlarla ilişkilendirilir. Günümüzde “iyi” sıklıkla hazlar, sayısal veriler, hedefler gibi değerlerle bağlantılandırılır. Hızla değişen yaşam pratikleri, geleneksel değer sistemlerinin çözülmesi, toplumsal bağların zayıflaması, parçalanmışlık ve akışkanlık gibi faktörlerin etkisiyle günümüz insanı “iyi oluş”tan (eudaimonia, kendini gerçekleştirme) uzaklaşarak varoluşsal bir yönsüzlükle karşı karşıya kalır. Varoluşsal yönsüzlük, yaşam pratiklerinin belirsizleşmesine, kimliklerin parçalanmasına, ahlaki olarak ikilemlerin artmasına ve yaşamın anlamına dair kaygıların artmasına neden olur. Yaşanılan yönsüzlük ve belirsizlikler yalnızca psikolojik düzlemde ele alınamayacak kadar derinliklidir. Bu doğrultuda makalenin amacı günümüz insanının yaşadığı krizleri kapsamlı olarak değerlendirebilecek felsefi danışmanlık bağlamında ele almak, felsefi danışmanlık ilke ve yöntemleriyle bireyin felsefi bakış açısı kazanabileceğini vurgulamak, iyi oluş arayışında felsefi bakış açısının bireye rehberlik edebilecek yetkin ve etkili yaşam pratiği olduğunun altını çizmektir. Felsefi danışmanlık varoluş, kimlik, etik, anlam gibi kırılmaları ve kopuşları birer semptom olarak tanımlamanın ötesinde bu krizleri bireyin kendisiyle ve yaşamla kurduğu ilişkinin temel göstergeleri olarak değerlendirir. Birey semptomların taşıyıcısı olmaktan çok sorgulayan, düşünen, anlam arayan bir öznedir. Felsefi danışmanlık öznenin ruhsal iyileşmesinden çok bireyin düşünsel yapısını, kavramsal dünyasını, değer sistemini ve yaşam felsefesini anlamaya çalışır. Sokratik yöntem, kavramsal analiz, mantıksal çelişki tespiti ve sorgulama gibi felsefi yöntemlerle birey, kendi içsel çatışmalarına farklı açılardan bakabilme, bu çatışmaları çözümleyebilme ve yaşamına daha tutarlı bir yön verebilme becerisi kazanır. Bu yönüyle felsefi danışmanlık, bireyin yalnızca krizden çıkmasını değil; krizle birlikte kendi özünü fark etmesini, içsel özgürlüğünü ve etik sorumluluğunu keşfetmesini sağlar. Bu farkındalık ve keşifler, iyi oluşu anlık hislerin ötesine taşır ve ontolojik olarak konumlandırır. Makalede, günümüzde varoluşsal belirsizliklerin yarattığı sorunlar, dört ana kriz çerçevesinde incelenir: Varoluşsal kriz, kimlik krizi, etik kriz ve anlam krizi. Her bir kriz, seçilen filozofların görüşleriyle ilişkilendirilerek çözümleyici bir çerçeveye oturtulur. Varoluşsal kriz bağlamında Jean-Paul Sartre’ın “özgürlük ve sorumluluk” fikri ile Martin Heidegger’in “kaygı ve otantiklik” kavramları, krizleri dönüşüm potansiyeli taşıyan bir zemin olarak ele alır. Kimlik krizinde, Theodor W. Adorno’nun “kültür endüstrisi eleştirisi” ile Alasdair MacIntyre’ın “anlatı kimliği”, bireyin yaşam öyküsüne etik ve tarihsel bir bütünlük kazandırarak özgünleşmesini mümkün kılar. Etik krizde, Aristoteles’in “erdem etiği” ve Albert Camus’nün “başkaldırı etiği” ile bireyin karar alma süreçleri kavramsal netlik ve etik cesaretle yeniden inşa edilir. Anlam krizinde ise Viktor Frankl’ın “logoterapisi” ve Baruch Spinoza’nın “içkinlik felsefesi” ile birey yaşamla uyum içinde, akıl temelli bir anlam bulabilir. Felsefi bakış açısının bireyin iyi oluşuna katkıları, dört başlık altında kavramsallaştırılır: kavramsal netlik ve düşünsel farkındalık; etik tutarlılık ve karar yetisi; otantik kimlik ve yaşam yönelimi; bütüncül anlam ve esneklik kapasitesi. Bu çerçevede iyi oluş, yalnızca duygusal denge ya da mutluluk olarak değil; etik süreklilik, anlatısal bütünlük ve düşünsel açıklık ile kurulan bir varoluş biçimi olarak tanımlanır. Felsefi danışmanlık, bu anlamda bireyi yalnızca “iyi hissetmeye” değil, “iyi yaşamaya” yönlendiren bir düşünce pratikliği sağlar. Bu, sadece bireysel değil kollektif yaşamın da temel pratiklerini oluşturur. Sonuç olarak bu makale bireyin, felsefi danışmanlık yoluyla düşünsel, ahlaki ve varoluşsal esneklik geliştirerek yaşamını dönüştürebileceğini ve bu sayede toplumsal bağlamda da anlam ve değer üreten bir iyi oluşa ulaşabileceğini vurgular.

Keywords

Abstract

Since antiquity, the fundamental human quest has been shaped around the concept of the “good.” While the notion of the good has historically been linked to concepts such as virtue, nature, society, or God, in contemporary times it is often associated with pleasures, quantitative metrics, and achievement-oriented values. The rapid transformation of life practices, the dissolution of traditional value systems, weakening social bonds, and the prevalence of fragmentation and fluidity have contributed to an existential disorientation, distancing modern individuals from a state of wellbeing (eudaimonia, human flourishing).  This existential disorientation manifests as a loss of direction in life practices, fragmentation of identity, increased moral dilemmas, and intensified anxieties about the meaning of life. These crises cannot be fully addressed within a merely psychological framework, as they reflect deeper ontological and ethical ruptures. This article aims to explore such contemporary crises through the lens of philosophical counseling, emphasizing that the principles and methods of philosophical practice can enable individuals to cultivate philosophical perspectives that support their search for well-being. Philosophical counseling approaches existential, ethical, and identity ruptures not merely as symptoms but as reflections of one’s relationship to self, others, and life itself. Rather than treating the individual as a passive carrier of symptoms, it regards them as an autonomous subject—capable of questioning, thinking, and seeking meaning. Philosophical counseling does not primarily aim at psychological healing; rather, it seeks to understand the individual's cognitive structures, conceptual frameworks, value systems, and life philosophy. Through philosophical methods such as Socratic dialogue, conceptual analysis, identification of logical inconsistencies, and reflective questioning, individuals can examine their inner conflicts from new angles, work through these tensions, and attain a more coherent and intentional life direction .In this sense, philosophical counseling enables not merely crisis resolution, but also facilitates self-recognition, the discovery of inner freedom, and the cultivation of ethical responsibility. This process redefines well-being not as a transient emotional state but as an ontologically grounded mode of existence. The article analyzes the existential dilemmas of contemporary life under four core crises: the existential crisis, the identity crisis, the ethical crisis, and the meaning crisis. Each of these is examined in relation to selected philosophical perspectives. Jean-Paul Sartre’s notions of “freedom and responsibility” and Martin Heidegger’s concepts of “anxiety and authenticity” offer transformative ground for addressing existential crisis. In identity crisis, Theodor W. Adorno’s critique of the “culture industry” and Alasdair MacIntyre’s idea of “narrative identity” help restore ethical and historical integrity to personal narratives. Ethical crisis is addressed through Aristotle’s “virtue ethics” and Albert Camus’s “ethics of revolt,” emphasizing conceptual clarity and moral courage in decision-making. The crisis of meaning is explored through Viktor Frankl’s “logotherapy” and Baruch Spinoza’s “philosophy of immanence,” enabling the individual to find rational and harmonious alignment with life.The contributions of the philosophical perspective to the well-being of the individual are conceptualized under four dimensions: conceptual clarity and intellectual awareness; ethical coherence and decision-making capacity; authentic identity and life orientation; and integrative meaning and the capacity for flexibility. Within this framework, well-being is not merely emotional balance or happiness, but a mode of existence constituted by ethical continuity, narrative integrity, and intellectual lucidity. Philosophical counseling thus becomes a practice that guides individuals not only to “feel well” but to “live well”—a praxis that also lays the groundwork for a more conscious and meaningful collective life. In conclusion, the article highlights that through philosophical counseling, individuals can cultivate cognitive, moral, and existential flexibility, transform their lives, and attain a well-being that is capable of generating meaning and value within a broader social context.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics