Felsefi danışmanlık, aklı doğru kullanma ve bilgiyi doğru işleme yetkinliğini, kendine yetme ve kendini yönetme becerisine sahip olma ve sorumluluk anlamında özgürlük ve özerkliği, aklın duyguları kontrol etmesini ve dengelemesini sağlayacak ve böylece belli ölçüde zihinsel dinginliğe eriştirecek bir ölçülülük erdemini kazandırarak bireylerin kendilerini tanımalarına ve kendi hayat felsefelerini oluşturmalarına imkan tanıyan, bir felsefi danışmanın danışanla yürüttüğü, bir Sokratik diyalog faaliyetidir. Burada saydığımız amaçlara hizmet eden bir danışmanlık türü olarak felsefi danışmanlık özellikle kimlikleri kuran, anlam ve değer dünyaları oluşturan büyük anlatıların giderek önemini ve işlevini kaybettiği günümüzde son derece kritik bir önem kazanmıştır. Çünkü bu tür bir danışmanlık, Platoncu manada duygu ve davranışların güçlü bir akıl tarafından yönetilmesine ve kişilerin kendi bireysel anlam ve değer dünyalarını yaratarak kendi kendilerini yönetmelerine zemin hazırlamaktadır. Aksi halde, kontrolden çıkmış irrasyonel duygu ve davranışların güdümüne ve yönetimine kendisini terk eden bireyler kendilerini yönetme yetkinliğini ve becerisini kaybedecek, özellikle duygu ve davranışları üzerinde güçlü etkide bulunan dışsal nedenlerin pasif bir biçimde güdümüne girecek ve özgürlüğünü, dolayısıyla da kişilik sağlamlığını ve gücünü koruyamayacaktır. Kontrolsüz duyguların yarattığı sarsıntı ve dengesizlik/ölçüsüzlük ise zihinsel huzurun ve mutluluğun kaybına sebebiyet verecektir. Felsefi danışmanlık, gerçekleştirmeye çalıştığı misyon itibariyle (Teorik ve pratik yetkinliğin bütünlüğünden kaynaklanan bir En Yüksek İyi olarak Eudaimonia, Kuşkucu ve Stoacı düşünce geleneğinde ise Apatheia veya Ataraksiya) Yunanlı köklerinden, özellikle Sokrates’ten beri varlığını uzun zaman sürdürmüş olsa da, 1980’lerden itibaren modern bir danışmanlık türü olarak Gerd B. Achenbach’la birlikte sesini duyurmaya başlamıştır. Bu yüzden görece yenidir ve yine görece emekleme safhasından çıkıp yürümeye çalışan bir alandır. Bugün dünyanın birçok ülkesinde tanımlanmış bir meslek kolu olarak pratikte uygulanıyor ve giderek yaygınlaşıyor olsa da hala kuramsal ve yöntemsel temelleri ve çerçevesi açısından pek çok tartışmayı, yaklaşımı ve görüşü bünyesinde taşımaktadır. Ve bu alana özgü kuramsal ve yöntemsel yaklaşımlar ve tartışmalar daha süreceğe benziyor. Kuramsal açıdan Ran Lahav’ın “dünyagörüşü yorumu” literatürde öne çıkarken yöntemsel tartışmalar, genel anlamda Sokratik Yöntem, Lou Marinof’un Peace’i ve Elliot Cohen’in Mantık Temelli Terapisi adından çokça söz ettirse de, henüz yeterli ve üzerinde ittifak sağlanacak derecede olgunluğa erişmemiştir. Elinizdeki yazı, Sokratik, Kartezyen, fenomenolojik ve hermeneuitik yaklaşımların yanında özellikle Herakleitos’tan beri felsefe tarihinin gündeminde özel bir yer işgal eden diyalektik yaklaşıma hakkını veren bir felsefi danışmanlık yöntemi önerisi sunarak alanın gelişimine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Burada önerilen yöntem tarafımızca yürütülen bireysel danışmanlık uygulamalarında icra edilmiş ve danışmanlık süreçleri sonunda elde edilen verilerden hareketle işlevselliğini büyük oranda kanıtlamıştır. USSAL adını verdiğimiz yöntemin birinci basamağı, danışanın öncelikle felsefi diyaloga uygun ve hazır olup olmadığının belirlenmesini içermektedir (Uygunluk). İkinci basamakta danışanda duygu, düşünce veya davranış bakımından tezahür eden bireysel sorun/sıkıntı tespit edilir (Sorunun tespiti). Üçüncü basamakta danışanın sorunu önce içsel sorgulama (kavramsal ve mantıksal) sonra dışsal sorgulama (epistemolojik) sürecinden geçirilir. Bu, sorunun teorik olarak irdelendiği ve analiz edildiği safhayı oluşturur (Sorunun teorik irdelenişi). Dördüncü basamakta sorun pratik açıdan incelenir ve sorunla ilgili olarak duygu, düşünce ve davranışta ölçüyü, dengeyi, harmoniyi esas alan bireye özgü ve bireyle birlikte bir orta yol eylem planı belirlenir (Altın orta). Son basamakta danışanın incelenen sorun üzerinden logos merkezli bir yaklaşım geliştirmesi ve kazanacağı belli felsefi içgörüyle ve ölçülülük erdemiyle zihinsel bir dinginlik elde etmesi beklenir (Logos).
Philosophical counseling is a Socratic dialogue activity that allows individuals to know themselves and create their own philosophy of life by equipping individuals with analytical and synthetic thinking skills, the freedom and autonomy in terms of self-sufficiency, self-managing ve responsibility, and the virtue of moderation that will enable the mind to control and balance emotions and thus achieve a certain degree of mental serenity. As a type of counseling that serves the purposes mentioned here, philosophical counseling has gained critical importance, especially in today's world, where grand narratives that establish identities and create worlds of meaning and value are gradually losing their importance and function. Because this type of counseling paves the way for emotions and behaviors to be managed by a strong mind in the Platonic sense and for people to manage themselves by creating their own individual worlds of meaning and values. Otherwise, individuals who abandon themselves to the control and management of irrational emotions and behaviors that are out of control will lose their competence and ability to manage themselves, will be passively guided by external causes that have a strong effect on their emotions and behaviors, and will not be able to maintain their freedom, and therefore their personality strength. The shaking and imbalance/immoderation caused by uncontrolled emotions will cause the loss of mental peace and happiness. Although philosophical counseling has existed for a long time since its Greek roots, especially Socrates, in terms of the mission it seeks to achieve (Eudaimonia as a Highest Good arising from the theoretical and practical competence, Apatheia or Ataraxia in the tradition of Skeptical and Stoic thought), it has started to make its voice heard as a modern type of counseling since the 1980s, with Gerd B. Achenbach. Therefore, it is relatively new and it is a field that is trying to get out of its relatively infancy and walk. Although it is practiced in practice as a defined profession in many countries of the world today and is becoming increasingly widespread, it still carries many discussions, approaches and views in terms of its theoretical and methodological foundations and framework. And it seems that theoretical and methodological approaches and discussions specific to this field will continue. While Ran Lahav's "worldview interpretation" stands out in the literature from a theoretical point of view, methodological discussions, although the Socratic Method in general, Lou Marinof's Peace and Elliot Cohen's Logic-Based Therapy have made a name for themselves, have not yet reached sufficient maturity to reach a consensus. This article aims to contribute to the development of the field by proposing a philosophical counseling method that does justice to the dialectical approach, which has occupied a special place in the agenda of the history of philosophy, especially since Heraclitus, as well as Socratic, Cartesian, phenomenological and hermeneuitic approaches. The method proposed here has been applied in individual counseling practices carried out by us and has proven its functionality to a large extent based on the data obtained at the end of the counseling processes. The first step of the method we call EPCOT involves determining whether the client is suitable and ready for philosophical dialogue (Eligibility). In the second step, the individual problem/distress that manifests itself in the client in terms of feelings, thoughts or behaviors is identified (Problem). In the third step, the client's problem is first passed through internal inquiry (conceptual and logical) and then external inquiry (epistemological) process. This constitutes the phase in which the problem is examined and analyzed theoretically (Conceptual Analysis). In the fourth step, the problem is examined from a practical point of view and a middle way action plan is determined for the individual, based on measure, balance and harmony in emotions, thoughts and behaviors (Observance). In the last step, the client is expected to develop a logos-centered approach to the problem examined and to achieve mental serenity with a certain philosophical insight and the virtue of moderation (Tranquility).